
Bel Fıtığı, omurgayı oluşturan disklerin yer değiştirmesi ya da yıpranması sonucu sinirlere baskı yapmasıyla ortaya çıkan yaygın bir rahatsızlıktır. Günümüzde özellikle masa başı çalışanlar, ağır kaldıranlar ve hareketsiz yaşam tarzına sahip kişilerde sıkça görülmektedir. Yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen bu durum, erken teşhis ve doğru tedavi ile kontrol altına alınabilir.
Omurgamız, omurlar ve bu omurlar arasında yer alan disklerden oluşur. Diskler, adeta bir amortisör görevi görerek hareket sırasında omurgayı korur. Ancak zamanla aşırı yüklenme, ani hareketler, yanlış duruş ve yaşlanma gibi faktörler disk yapısını bozabilir. Bu durumda disk dışarı doğru taşarak sinirlere baskı yapar ve bel fıtığı oluşur.
Bel fıtığı genellikle bel ağrısıyla kendini gösterir. Ancak bu ağrı çoğu zaman bacaklara da yayılabilir. En sık görülen belirtiler şunlardır:
Bu belirtiler kişiden kişiye değişebilir ve zamanla şiddetlenebilir.
Bel fıtığı, genellikle 30-50 yaş aralığında daha sık görülür. Özellikle şu risk faktörleri dikkat çeker:
Bu risk faktörlerini azaltmak, bel sağlığını korumada oldukça önemlidir.
Bel fıtığı tedavisinde hastalığın seviyesine göre farklı yöntemler uygulanır. Hafif vakalarda istirahat, fizik tedavi ve egzersiz önerilirken, daha ileri durumlarda ilaç tedavisi veya cerrahi müdahale gerekebilir.
Alanında uzman isimlerden biri olan Prof. Dr. Orhan Şen, bel fıtığı tedavisinde hastaya özel yaklaşımlar uygulayarak en doğru tedavi planını belirlemektedir. Modern tıbbi yöntemler sayesinde birçok hasta ameliyatsız yöntemlerle sağlığına kavuşabilmektedir.
Bel fıtığını tamamen önlemek her zaman mümkün olmasa da riskleri azaltmak mümkündür. Günlük hayatta dikkat edilecek bazı basit alışkanlıklar büyük fark yaratır:
Bel sağlığı, genel yaşam kalitesini doğrudan etkileyen önemli bir unsurdur. Bu nedenle belirtiler göz ardı edilmemeli ve uzman bir doktora başvurulmalıdır.